|
Sonntag, 18. Mai 2008 |
|
Komik bir yazi buldum bir forumda, paylasmak istedim:
Pilotlar her uçuştan sonra, uçuş sırasında karşılaştıkları ve tamir
edilmesi ya da ayarlanması gereken sorunları tamir bakım personeline
bildirmek için bir form doldurur. Pilotların doldurduğu bu formları
daha sonra tamir bakımcılar okur ve sorunları giderir. Sonra da formun
alt kısmına gerçekleştirilen düzeltici faaliyeti yazarlar ve pilotlar
bir sonraki uçuştan önce bu formları ve tamircilerin notlarını okur.
Yer personelinin ve tamir bakım personelinin espri anlayışı olmadığını
söylememek gerekir. Aşağıda QUANTAS pilotlarının gerçek arıza ve
şikayet bildirimleri ve tamir bakım mühendislerinin tamir sonrası
cevapları yer almaktadır. Bu arada, Quantas havayolları kurulduğu
günden bugüne dek hiç kaza geçirmemiş tek büyük havayolu şirketidir.
P = Pilotun arıza bildirimi.
S = Tamir bakımcının tamir sonrası notu.
P: Sol iç tekerleğin kısmen değiştirilmesinde fayda var.
S: Sol iç tekerlek kısmen değiştirildi.
P: Test uçuşu OK, fakat otomatik iniş biraz sert.
S: Bu uçakta otomatik iniş sistemi yok.
P: Kokpitte bir şey gevşemiş.
S: Kokpitte bir şey sıkıştırıldı.
P: Ön camda ölü böcek var.
S: Canlı böcek sipariş edildi.
...tamamini okumak icin "weiter"'e tiklayin...
|
|
weiter …
|
|
|
Dienstag, 22. April 2008 |
Letztens Sonntag ist mir mal wieder was interessantes in einem Cafe passiert. Ich sass mit einem alten Freund an einem Tisch und unterhielt mich. Am Anfang nur in türkisch. Nach einer Weile gab ich einen Satz in deutsch von mir. Daraufhin drehte sich der Mann vom Nachbartisch, deutsch, ende 30, zu uns und sagte grinsend: "Sie können aber gut deutsch!"
Zuerst überlegte ich, soll ich oder soll ich nicht? Nein, dachte ich mir und sagte: "Danke, bin ja auch hier geboren und aufgewachsen!" Daraufhin erwiederte er: "Jaaha, hätte ich net gedacht."
Als er das sagte, sagte ich es doch! "Wissen sie, was ich normalerweise bei so einem Kommentar antworte?" - Lächelnd und erwartungsvoll: "Nein!?!"
"Ich sage: Danke, sie aber auch!"
Der Gesichtsausdruck hatte was herzzereisendes, war aber gleichzeitig amüsant. Unser Tischnachbar drehte sich stumm und ohne Worte um. Und ich bekam ein schlechtes Gewissen. Es war wohl nicht die feine englische von mir, aber in mir sagte eine Stimme: Na, wer hat jetzt die Integration verpennt?
|
|
|
Samstag, 23. Februar 2008 |
|
Adamin biridört kisiye bir miktar para vermis. "Bununla yiyecek bir seyler alirsiniz." demis. Adamlar parayi almislar. Iclerinden birisi Acemmis:
-Ben bunula "engur" alacagim, demis.
Digeri Arap'mis:
-La, diye tutturmus. Ben "inep" isterim, bu parayla "inep" alacagim.
Ücüncüsü bir Türk'müs. O da:
Ben bunlardan hicbirini istemem. Sadece "üzüm" istiyorum, demis.
Dördüncüsü Rum imis:
Birakin bunlari, ben "istafil" isterim, diye bagirmis.
Ortalik karismis, sesler yükselmis, sonunda kavga cikmis. Yanlarina birisi gelmis. Hepsini dinlemis. Sonra onlari bir manava götürmüs. Tek tek hepsine eline aldigi üzümü göstererek:
Sen bunu mu istiyorsun? diye sormus. "Evet" demisler. Ayni seyi istediklerini o zaman anlamislar.
Insanlik sevgi, insanlik sefkat, insanlik merhamet, insanlik fazilet istiyor. Insanlik sevgiden anliyor. Bugün insanligin bu ortak dilini kesfeden gecnler, birbirinden tamamen farkli ikrtan ve kültürden insanlarla anlasip kardeslik kurabiliyorsa, bu o egitim erenlerinin ortak dili kullanmalarindandir.
|
|
|
Mittwoch, 19. September 2007 |
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde
bir Müslümanın, günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını...
Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir agaca asıp, üzerinede: "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eger muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu
al" diye yazdığını...
Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asık kaldığını...
|
|
|
Donnerstag, 13. September 2007 |
Herkesin Ramazan ayini tebrik eder, hayirlara vesile olmasini dilerim!
|
|
|
<< Anfang < Vorherige 1 2 Nächste > Ende >>
|
| Ergebnisse 1 - 5 von 9 |