| Etme bulma dünyası... |
|
|
|
| Samstag, 3. Februar 2007 | |
|
"Bu dünya, yaptýklarýmýzýn yankýlanýp yine bize döneceði bir daðdýr." Hazreti Mevlâna Deðerli yazar Mustafa Üftade Bey'in kaleminden aktarýlan aþaðýdaki hikaye 1927 Türkiye'sinde geçiyor. Her bir canlýnýn eko-sistemi tamamlayan bir yere sahip olduðu rahmet yörüngeli dünyamýzda, kendi özel dilleriyle Rablerini teþbih eden o hayvan taifesine karþý davranýþlarýmýzý gözden geçirmemize vesile olacak olan ibret dozu oldukça yüksek bir hadise: 1927 yýlýydý. Havalar ýsýnmaya baþlamýþtý. Uzaklardan, çok uzaklardan bir misafir geliyordu bu ülkeye. Bu ülkede de, Çorum'un Berk köyüne yerleþecekti. Burayý çok beðendi; havasý, suyu her þeyi güzeldi bu yerin. Ýþte þu yüksek baca da yuva kurulacak yerdi hani. Yazýn tadýný burada çýkaracaktý. Camiye de yakýndý. Her beþ vakitte ezan sesiyle uyanýp irkilirdi. Sonra uzun bir aðýt yakardý kendi diliyle, uzun bir aðýt. Laklaklar karþý daðlara çarpar geri dönerdi kendine. Bu sesten etkilenenler de olurdu. Onun sesinde hasret vardý. Burada yavruladýktan sonra onlarý da göklere uçurup vatanýna dönecekti. Öbür yaz da tekrar buraya gelecekti belki. Leyleðin, gagasý ve ayaklan gibi uzun ümitleri vardý. Gençti, güzeldi bu leylek. Erkek leyleklerden biri onu gözüne kestirdi. Düðünleri oldu mavi göklerde. Masmavi ümitler yaþadýlar uçtular uçtular beraberce... Þimdi o, diðer erkeklerin gözünde bir bacýydý sadece. Erkek de evine baðlýydý. Onu esen yelden, uçan kuþtan sakýnýp kýskanýrdý. Diþi leylek yumurtalarýný bir bir yuvaya býrakmaya baþlamýþtý. Erkek de yumurtalarý hergün sayar, onlarý gözü gibi korurdu. Ýkisi de yuvalarýný düþünür, yavrularýnýn hayalleriyle yaþarlardý. Bir hain el uzandý yumurtalarýna. Bu iþi yapan çocuk deðildi. Aklý baþýnda, yaþý yerinde bir insandý. Þeytan nasýlsa kandýrmýþtý onu. Yumurtalarý þeytanca karýþtýrdý. Onlardan birini belki de en irisini seçti. Yýlýþýk gözlerle yumurtayý iyice süzdü. Önündeki iki sarý paslý diþini göstererek gevrek gevrek güldü. Kasketini düzeltti rüzgardan uçmasýn diye. Düþmemek için kendini dengeledi. Aklýnca deneyecekti leylekleri. Cebindeki ördek yumurtasýný, aldýðý yumurtanýn yerine býraktý. Onu diðer yumurtalarýn arasýna katýp karýþtýrdý. Leyleklerin gelip yakalamasýndan da korkuyordu. Oraya çýkýncaya kadar da zaten binbir tehlike atlatmýþtý. Düþmeden inmeliydi. Leyleklerin ötelerden sesleri duyuluyordu. Oradan inip doðruca kahveye doðru koþtu. Kahvede bulunanlara yaptýðý marifeti ballandýra ballandýra anlatmaya baþladý. Hem arka arkasýna hýrsla sigarasýný içiyor, hem de yumurtayý göstererek "Bu yumurtayý aldým, ördek yumurtasýný yuvaya koydum, bundan sonra ördekler de uçacak" diyerek leyleklerle alay bile ediyordu. Hemen evine koþtu. Çocuklarýna leylek yumurtasýný gösterdi. Onlar da yumurtaya hayranlýkla baktýlar. Ocaða bir tava koyup içine de biraz yað kattý. Yumurtayý kýzgýn yað içine atýp piþirdi. Yumurtanýn yaða düþmesiyle cýz diye bir ses duyuldu. Birilerinin yüreði cýz etti. Diþi leylek, erkeðine: "Bugün yüreðim sýkýlýyor, eve dönelim" dedi. Yuvalarýna döndüler beraberce. Önce yumurtalarýna baktý, sonra onlarýn üzerine çöktü bir daha da kalkmadý. Erkek leylek diþisine güzel naðmeler yaktý kuluçka boyunca. Diþinin gözleri gülüyor, içi gülüyordu. Hain bir elin yumurtalar arasýnda dolaþýp birini deðiþtirdiðini nereden bilebilirdi. Beklemek ne kadar da zordu yumurtalarýn hayata uyanmasýný. Erkek leylek bu sabah erkenden uçup gitmiþti. Diþisine en güzel yiyecekleri getirecekti. Ýþte erkeðin ayrýldýðý anda kuluçka dönemi sona ermiþti. Yavrular bir bir kabuktan çýkýyorlardý. Bunlar yumurtanýn içinde böyle nasýl olmuþlardý. Ne þirin þeylerdi bunlar. Onlardan biri diðerlerine hiç benzemiyordu. Leylek bir baktý, iki baktý benzetemedi diðerlerine. Ana þefkati acýdý ona da. "Bunlarýn yanýnda bu da büyür" dedi. Bunun leyleklerden farký ne ki sadece ayaklarýyla gagasý biraz kýsa. Onu atamazdý, atarsa bir can kaybolurdu. Kendi hayatýný muhafaza edemezdi bu zavallýcýk. Erkek leyleðe bundan hiç bahsetmedi. Yavrular palazlandýkça ördek yavrusu diðerlerinden ayrýlýyordu. Erkek bunun farkýna varmadýðýndan diþisine yine sevgiyle muamele ediyordu. Yavrular iyice büyüdü. Erkek leylek o gün daha bir gururla bakmak istedi. Ýþte ne olduysa o zaman oldu. Ördek yavrusunu farketti. Farketmesiyle her þey deðiþti. Erkeðin kaþlarý çatýldý, rengi deðiþti, gözleri karardý. Önce sert sert diþisine baktý. Tüylerini kabarttý. Diþi de iþin farkýna vardý. Küçüldükçe küçüldü, aðzýný açýp da bir çift laf edemedi. "Bu yavruya da acýdým, onu da korumak istedim, diðerlerinin yanýnda o da büyürdü" diyecekti, diyemedi, sustu. Erkek leylek önce kanatlarýný çýrpýp biraz havalandý. Sonra diþinin üstüne sert bir iniþ yaptý. Nesline ve kendine yapýlan bir ihanetti bu. Dayanamazdý, görmemezlikten gelemezdi. Varsýn baþkalarý diþisini kýskanmazsa kýskanmasýn. Kendisi çok kýskançtý. Diþisini çok sevdiði halde kýskançlýkla bu sevgi nefrete dönüþüvermiþti. Erkeðinin namusunu korudukça güzeldi ve sevimliydi diþi. Þimdi ise aralarýndaki akit yok olmuþ, diþi erkeðine ihanet etmiþti, erkek leylek böyle düþünüyordu. Erkek leyleðin birinci hamlesinde uzun gagasýnda sadece birkaç tüy kalmýþtý. Diþi sesini bile çýkaramadý. Her ne pahasýna olursa olsun atamazdý ördeði. Çünkü o bir anneydi. Hani bu þefkatle bir kedi ezeli düþmaný olduðu fare yavrularýný kendi yavrularýyla birlikte emzirmiyor muydu? Yine de leylekler arasýnda kýskançlýk daha sert ve daha acýmasýzdý. Birinci hamlede istediðini yapamamýþtý erkek, ikinci hamle için daha çok havalandý. Tekrar daha sert bir þekilde diþisine çullandý. Diþinin bu hamlede tüyleriyle beraber derisi de kopmuþtu. Diþi leyleðin içi ve dýþý beraber kanýyordu. Diþinin her sabahki neþeli laklaklarý artýk bitmiþti. Istýrapla yavrularýna bakýyordu. Onlar ise olup bitenden habersizdi. Erkek leylek üçüncü hamleye hazýrlanýrken diðer leyleklere meseleyi götürmeyi düþündü ve götürdü de. Olayý, onlar da hoþ karþýlamadýlar. Nesillerine ve kocasýna ihanet eden diþi leylek öldürülecekti. Bir grup leylek, erkek leylekle beraber gidip diþi leyleði öldürdüler. Diþi leylek gýk bile diyemedi, kanunlara karþý boynu kýldan inceydi. Erkek buna raðmen hýncýný alamamýþtý, ibret olsun diye leylek leþini köy meydanýna attý. Sahipsizdi leylek, onun bunun ayaðý altýnda kaldý, köy çocuklarýnýn eðlencesi oldu. Kimisi gagasýndan, kimisi ayaklarýndan çekiþtirdi. Yumurtayý deðiþtiren adam da onu gördü. Korkusundan leyleðe yaklaþamýyordu. Sarý paslý diþlerini gösterip gülemez oldu. Ýçine bir alev düþmüþ onu yakýyordu. Yüreðine bir taþ oturmuþtu, onu oradan söküp atmak ne mümkündü. Ayýk da gezmiyordu zaten. Evine, ailesine, çocuklarýna hiçbir þey söylemedi. Kahvede iftiharla anlattýðý þeylerden de utanýr olmuþtu. Yüksek bacada, sadece yavrularýn acý feryatlarýný duyan köylüler çok üzüldüler. Yetim kalan yavrular için gözyaþý düktüler. Leyleðin ölüsünü kimse tutup da baþka tarafa atmaya cesaret edemiyordu. Köylüler misafir gelmiþ bu hayvanýn haline acýyorlardý. Cânî heveskâr kahveye deðil, dýþarý bile çýkamaz olmuþtu. Evinin perdelerini de iyice kapatmýþtý. Karanlýða kaçýyor, karanlýktan medet bekliyordu. Vicdanî azap onu yiyip bitiriyordu. Dýþarýda, hep geceleri dolaþýyordu. Dolaþýrken de durmadan içiyordu. Yine böyle bir akþam içki þiþesiyle leyleðin yanýna gitti. Kendi kendine konuþuyordu. Leyleðin gagasý yukarý doðru bir býçak gibi dikilmiþti. Sarhoþ caninin bir an dengesi bozuldu. Gözleri karardý, ayaðý kaydý veya ayaðýný bastýðý zemin bir anda bir kilim gibi ayaðýnýn altýndan çekildi. Sarhoþun o taþ oturan kalbine leyleðin gagasý hançer gibi saplanmýþtý. Kalbinden bu gaga o taþý söküp atmýþ mý bilinmiyordu ama bilinen tek þey dünyanýn etme bulma dünyasý olduðuydu. Sabah oradan geçenler bu ibretli manzara karþýsýnda: "Etme bulma dünyasý" dediler. Etme bulma dünyasý... |
| < zurück | weiter > |
|---|


